VAJİNİSMUS ÇÖZÜMSÜZ MÜ? – Zehra Kahraman – Uzman Psikolojik Danışman Çift ve Aile Terapisti

Uzman Psikolojik Danışman Çift ve Aile Terapisti

Anne karnından başlayıp ölüme kadar devam eden cinsellik yaşamı sürekli bir gelişim ve değişim içindedir. Bu gelişim ve değişim, bireyin yaşantısından ve yaşantısında meydana gelen değişimlerden kolaylıkla etkilenmekte olup, diğer taraftan cinsel yaşamda meydana gelen değişimler de bireyi fizyolojik, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik olarak etkilemektedir. Yetişkin dönemde karşımıza çıkan cinsel sorunlar insanları en fazla mutsuz eden sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Cinsel işlev bozukları arasında da kadınların en sık yaşadığı vajinismus, cinsel ilişkiyi imkansız kılacak şekilde, vajinal kasların istemsiz ve sürekli kasılmasıdır. Cinsel birleşme denenmedikçe kadında; istek, uyarılma hatta orgazm sorunu olmayabilir. Ancak cinsel birleşme fikri ya da küçük bir girişim bile kasılmaya neden olabilir. Bazı vakalarda vajinanın kasılması yanında bacaklarda ve bedenin diğer bölgelerinde de kasılma olur. Eş, cinsel birleşme girişiminde bulunduğunda itme, korku ve panik duyguları ortaya çıkabilir.
Kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozukluğu "cinsel isteksizlik" olmasına rağmen; en çok çalışılan cinsel işlev bozukluğu "vajinismus"tur. Ayrıca psikoterapilerde en olumlu sonucu veren cinsel işlev bozukluğudur.
Kadınların "acaba ben vajinismus muyum, değil miyim?" diye tereddüt ettikleri noktada kontrol edilmesi gereken iki önemli nokta vardır: birincisi, vajinal girişi engelleyen fiziksel bir sorunun olup olmadığı bilinmelidir (nadir de olsa karşılaşılabiliyor); ikincisi ise fobik bir kaçınma durumu varsa bunun tespiti tedavide önemlidir.
Vajinismusun psikoterapi ile tedavisinde terapi sürecine eşlerin birlikte katılımı sağlanarak, sorunu birlikte çözmeleri hedeflenir. Bunun nedeni ilişkiye dair problemlerin vajinismusla önemli bir bağının olduğu yapılan araştırmalarla ortaya çıkarılmış olmasıdır. Problemin evlilik uyumsuzluğu, aile içi şiddet gibi problemlere sıklıkla eşlik ettiği görülmektedir. Vajinismus problemi yaşayan kadına özgü kişisel nedenleri arasında ise; cinsel mitler başta olmak üzere, abartılmış ilk gece hikayeleri, partnerlerin cinsel anatomi bilgi eksikliği, cinselliğin ayıplanıp yasaklandığı sosyal çevrede büyümüş olmak, hamile kalma korkusu, obsesif kompulsif bozukluklar, erken çocukluk döneminde bakım veren kişi ile yaşanmış bağlanma sorunları, eşlerin uyumsuzluğu, geçmiş travmatik yaşantılar ilk sıraları almaktadır.
Vajinismuz tedavisine başvuran partnerlerin sahip olduğu yanlış inanışlardan en sık rastlanılanları arasında; “erkekler duygularını belli etmemelidir, başka şeylerde olduğu gibi cinsellikte de başarıya ulaşmak son derece önemlidir, cinsel ilişki arzusunu belli eden kadın hafif biridir, sevişmek cinsel birleşme demektir, sevişmede neyin normal olduğuna ilişkin belirli ve kesin kurallar vardır, bir kez cinsel sorun yaşanırsa bu tekrarlayacak demektir, bu sorun çözümsüz ve hep devam edecek, sevişme ancak her iki tarafın birlikte orgazm olmasıyla güzeldir” sayılabilir.
Cinsel işlev bozukluklarında en etkili tedavi seçeneği olan bilişsel-davranışçı modele göre bu tür bozukluklar öğrenilmiş uyumsuz davranışlardır. Terapist öncelikle vajinismusun nedenleri üzerinde çalışmaya başlar, partnerleri cinsel anatomi ve cinsellik konusunda bilgilendirir. Her seans sonunda partnerlere verilen ev ödevleri ile koşullu vajinal tepkinin söndürülmesi sağlanır
Uzun süreler vajinismus sorunu nedeniyle cinsel yaşantıları sekteye uğrayan partnerlerin psikoterapi sürecinden olumlu sonuçlar alıyor olması; cinsel işlev bozukluğu olan kişileri psikoterapiye yöneltmektedir. Psikoterapi süreci vajinismusun ortadan kalmasını sağlarken, kişilere sağlıklı ve keyifli cinsel yaşantı imkanı da sunmaktadır.
ZEHRA KAHRAMAN
Uzman Psikolojik Danışman 
Çift ve Aile Terapisti